GENEL KURUL DAVETİ

Değerli Eğitim ve Bilim İşgörenleri
Şubemizin 1. Olağan Genel Kurulu ilk toplantısında çoğunluk sağlanamadığı için ikinci toplantı;
3 Nisan 2016 Pazar günü saat:10.00
DEÜ Desem Bordo Salonunda(Cumhuriyet Bulvarı Alsancak-İZMİR) yapılacaktır.
Genel Kurulumuza tüm Eğitim ve Bilim İşgörenlerini, yolu Cumhuriyet’ten ve Atatürk’ten geçen tüm dostlarımızı bekleriz.
Eğitim İş izmir 4 No’lu Şube(Yükseköğretim Şubesi)

Facebookmail

AVUKAT İLE TOPLANTI

Değerli Eğitim ve Bilim İşgörenleri,

Şubemiz çalışmaya ve kendini geliştirmeye devam ediyor. Bu süreç içerisinde hukuk alanımızı daha da geliştirdik ve Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun üç avukat arkadaşımızla sözleşme imzaladık. Yanı sıra Yine Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde görev yapmakta olan öğretim elemanı arkadaşlarımızın katılımları ile Hukuk Komisyonumuzu kurduk. İlk iş olarak DEÜ öğle yemeklerine yapılan zammın yürütmesinin durdurulması istemi ile iptali yönünde davamızı açtık.

 

Bundan sonra hukuki anlamda ele alacağımız konuları sıraya koyduk ve 22 Mart 2016 Salı 17.00-19.00 saatleri arasında Eğitim İş İzmir 1 No’lu şubemizde sizlerin ve avukatlarımızın katılımı ile ilk toplantımızı yapacağız. Bu toplantının gündeminde;

  • 4/B’den geçiş yapan arkadaşlarımızın ek ödemelerinden yapılan SGK kesintilerinin geri alınması, hizmet birleştirmeleri, kadroya atanmaları,
  • Koruma ve Güvenlik Görevlisi arkadaşlarımızın kadro derecelerinin 5’in altına düşürülmesi, hususi damgalı pasaport talepleri ve yine isteyenlerin kadroya geçişleri

konuları yer alacak.

 

Gündem konularından etkilenen ve ilgilenen tüm üye ve arkadaşlarımızı 22 Mart 2016 Salı 17.00-19.00 saatleri arasında yapacağımız toplantıya katılmak üzere (896 Sokak, No: 2/3, Emek İşhanı, Konak, İzmir adresindeki) Eğitim İş İzmir 1 No’lu şubemize bekliyoruz.

 

Eğitim İş izmir 4 No’lu Şube

Facebookmail

TERÖRÜ LANETLİYORUZ

İstanbul, İstiklal Caddesi’nde meydana gelen ve ilk belirlemelere göre 4 kişinin yaşamını kaybetmesine, 21 kişinin de yaralanmasına neden olan saldırıyı şiddetle kınıyoruz.

Ülkemiz art arda gelen terör saldırıları nedeniyle sarsılmakta, masum vatandaşlarımız yaşamını kaybetmektedir. Halkının can güvenliğini, ülkenin birlik ve bütünlüğünü koruması gerekirken, sadece iktidarını korumanın derdine düşen AKP’nin kirli, tutarsız politikaları, terör örgütlerine kanlı eylemlerini gerçekleştirmek için cesaret vermektedir.  Sivil korunmasız vatandaşlarımıza yönelen emperyalizmin tetikçisi terör örgütleri, ülkemizi yangın yerine çevirmiştir.

Daha birkaç gün önce Almanya, bölgede olası bir terör saldırısı nedeniyle İstanbul Başkonsolosluğu’nu ve Alman Lisesi’ni tatil edip vatandaşlarını bölgede bulunmamaları için uyarırken terör saldırılarını önleme konusunda hiçbir şey yapmayan İstanbul Valiliği, “teyit edilmeden, kamuoyunu olumsuz etkileyebilecek tasarruflarda bulunduğu” gerekçesiyle Alman yetkilileri eleştirmişti. Bu durum, ülkedeki güvenlik ve istihbarat zaafını ne kadar ciddi boyutlarda olduğunu bir kez daha göstermiştir. Ankara Kızılay’daki patlamanın ardından, art arda meydana gelen bombalı saldırıları önleyemediği için İçişleri Bakanı ve MİT Müsteşarını istifaya davet etmiştik. Şimdi bu çağrımızı yineliyoruz, Almanya’nın uyarısına “sansasyon” diyen, yandaş olmaktan başka hiçbir meziyeti bulunmayan İstanbul Valisi Vasip Şahin de dahil olmak üzere olaylarda sorumluğu olan ilgililerin mazeret üretmeksizin; amasız, fakatsız, derhal istifa etmeleri gerekmektedir.

Bugün ulusumuzun birliği ve ulusal bütünlüğümüz çok ciddi bir tehdit altındadır. Ulusumuz bir iç çatışmaya doğru sürüklenmekte; emperyalist güçlerin desteğini arkasına alan terör örgütleri hedeflerini, neredeyse iktidar eliyle hayata geçirmeye çalışmaktadır. Amacı Türkiye Cumhuriyeti’nin varlığını ortadan kaldırmak, ulusal kimliğimizi silmek, yurt ve ulus bütünlüğümüzü bölerek kardeş kavgası yaratmak olan terör örgütleri bizden teslim olmamızı, boyun eğmemizi istemektedir. Ancak bilinmelidir ki Türk ulusu bu oyuna asla düşmeyecektir.

Eğitim-İş olarak, terörü bir kez daha lanetliyor; hayatını kaybeden vatandaşlarımızın acılı ailelerine, ulusumuza başsağlığı, yaralanan vatandaşlarımıza acil şifalar diliyoruz.

EĞİTİM İŞ  MERKEZ YÖNETİM KURULU

Facebookmail

ÇANAKKALE ZAFERİ KUTLU OLSUN!

Birinci Dünya Savaşı’nda ve dünya tarihinde önemli bir dönüm noktası olan Çanakkale Deniz Zaferi, kendisinden kat ve kat güçlü olan ordulara geçit vermeyen ulusumuzun bütün varlığıyla özgürlük ve bağımsızlık uğruna verdiği mücadelenin sembolü, bir kahramanlık destanıdır. Bugün bu zaferin 101. yılını kutluyoruz.

Türk Ulusu, özgürlük ve bağımsızlığı için her türlü engeli aşacağını, birlik içinde yurdun her karış toprağını canı pahasına savunacağını “Çanakkale geçilmez” dedirterek bu savaşta bir kez daha kanıtlamıştır.

Çanakkale’de, ulus olma bilincinin tohumları atılmış, Kurtuluş Savaşı’nın kazanılması ve demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuna zemin hazırlanmıştır.

Azmi, kararlılığı, ileri görüşlülüğü, üstün askeri dehası ile tarihin akışına yön verecek ve Türk Ulusunun yazgısını değiştirecek Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk, Çanakkale savaşlarında tarih sahnesine çıkmıştır. Çanakkale zaferinden de güç alan ulusumuz, Kurtuluş Savaşı’nda O’nun etrafında bütünleşerek ülkemizi parçalamak ve ulusumuzu esaret altına almak isteyen emperyalist devletlere karşı dünyada ilk bağımsızlık mücadelesini vererek büyük bir zafere imza atmıştır. Emperyalizmin ilk yenilebileceğini gösteren bu zafer tüm mazlum uluslara da örnek olmuştur.

Ancak son zamanlarda bu zaferin önemi göz ardı edilmekte, Mustafa Kemal’siz bir Çanakkale yaratılmak ve ulus bilincini aşılayan bu kahramanlık destanı önemsizleştirilmek istenmektedir.

Kurtuluş Ordusunun onca imkansızlığa, olumsuzluğa rağmen ırktan, renkten, mezhepten arınmış olarak birlik ve beraberlik içerisinde omuz omuza yan yana olmayı başarmış olması, bugün üzerinde yeniden ve yeniden düşünülmesi gereken bir olgudur. Bir ulus, yanındakinin ırkına, mezhebine, ideolojisine bakmayı aklından bile geçirmemiş; bu topraklar üzerinde ortak yaşam idealiyle kadın, erkek, genç, yaşlı birlik olup emperyalist güçlere karşı göğsünü siper etmiştir. Bu yüce destan, bu birlikteliğin yarattığı güçle yazılmıştır. Çanakkale ruhuyla yaşayan halkı 36 etnik gruba bölmekten çekinmeyenler, insanları “bizden olanlar” ve “bizden olmayanlar” şeklinde ayrıma tabi tutanların bu destandan alması gereken dersler vardır.

Cumhuriyet’e ve Cumhuriyet değerlerine sahip çıkan eğitimciler olarak, Çanakkale’yi, Kurtuluş Savaşı’nı kazanan bilinci koruyacağımıza ve bu bilinci genç kuşaklara aktaracağımıza söz veriyoruz.

Yurdumuzu işgal eden emperyalist güçlere karşı, ulusumuzun eşsiz bir mücadeleyle vermiş olduğu var olma savaşı ve bu savaş sonrasında kazandığımız zaferin 101. yıldönümünde, Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ü ve şehitlerimizi rahmetle anıyor, aziz hatıraları önünde saygıyla eğiliyoruz.

EĞİTİM İŞ MERKEZ YÖNETİM KURULU

Facebookmail

DEÜ YEMEK ZAMLARI GERİ ALINMASI İÇİN ADLİYEDEYİZ

Değerli Eğitim ve Bilim İşgörenleri;
23 Şubat 2016 tarihinde Sağlık Kültür Spor Daire Başkanlığı tarafından,  günlük ve haftalık yemek ücretlerine -asgari ücret artışı, hizmet alımı ve gıda maddelerindeki artış bahane gösterilerek %114’ lere varan zam yapıldığı duyurulmuştu.

Eğitim İş İzmir 4 No’lu Şube olarak bu zammı kabul etmeyeceğimizi beyan ederek 24 ve 25 Şubat tarihlerinde DEÜ Yerleşkelerinde zamların geri alınması için imza topladık.

26 Şubat tarihinde DEÜ Rektörlük önünde basın açıklaması yaparak topladığımız 1200 imzayı DEÜ Genel Sekreterine ilettik.Zamların geri alınmasını aksi takdirde hukuki mücadele başlatacağımızı bildirdik.Aynı zamanda tüm Üniversite bileşenlerinin içinde olacağı  yemekhane komisyonu kurulmasını  talep ettik.

DEÜ Genel Sekreterliği tarafından; 9 Mart 2016 tarihli Rektörlük Makamı oluru ile bir kısım zammın geri alındığı duyurulmuştur.Göstermelik yapılan bu indirimi kabul etmiyoruz.Sendika olarak talebimiz göstermelik indirim değil zammın geri alınmasıdır.İşgörenlerin, Emekçilerin mücadelesi henüz bitmedi.Yapacağız edeceğiz değil, yaptıklarımızla anılmaya devem edeceğiz.Zaman bu mücadeleyi gerçek anlamda kimlerin yaptığını gösterecektir.Yükseköğretimdeki Emek mücadelesi kimsenin tekelinde değildir.

Emek, Eylem Direniş Eğitim İş.

Yaptığımız çalışmalar sonucunda Şube Yönetim Kurulumuzun kararı ile DEÜ 2016 yılı yemek ücret tarifelerine ilişkin Yürütmeyi Durdurma kararı verilmesi, keyfi zamlar ile hukuka aykırı olarak düzenlenen yemek ücretlerinin iptal edilmesi için 16 Mart 2016 tarihinde İdare Mahkemesine müracaat ettik.

Mücadele edenler her zaman kazanamazlar, ama kazananlar her zaman mücadele edenlerdir.

Haklı mücadelemizi kazanacağımız umudu ile tüm Eğitim ve Bilim İşgörenlerini selamlıyoruz.

Bu daha başlangıç, Mücadeleye Devam!

Eğitim İş İzmir 4 No’lu Şube

(Yükseköğretim Şubesi)

Facebookmail

BAŞIMIZ SAĞOLSUN!

Ankara’da Yaşanan Terör Saldırısını lanetliyoruz.

Dün akşam saatlerinde, Ankara Kızılay’da gerçekleştirilen ve tüm ülkeyi yasa boğan, onlarca insanımızın hayatını kaybetmesine yüzün üzerinde vatandaşımızın yaralanmasına neden olan terör saldırısını kınıyor ve lanetliyoruz.

Türkiye ve özellikle son altı ayda üç büyük terör saldırısının meydana geldiği başkentimiz Ankara, terör örgütlerinin cirit attığı, bomba yüklü araçların rahatça şehrin en kalabalık yerlerinde dolaştığı ve korku siyasetinin egemen olduğu bir atmosfere sürüklenmiştir.

AKP’nin uygulamış olduğu iç ve dış politika, Türkiye’yi her türlü terör saldırısına açık bir coğrafyaya dönüştürmüştür. “Şam’daki Emevi Camisinde namaz kılma” arzusu ile yanıp tutuşan AKP Hükümeti, Atatürk’ün “Yurtta barış, dünyada barış” ilkesi gereği Cumhuriyetten beri gelen “komşu devletlerle iyi geçinme” anlayışını terk etmiş, ülkemizi yangın yerine çeviren dengesiz ve mezhepçi bir dış politika izlemiştir. Neredeyse bütün Ortadoğu’daki emperyalist kavgaya, akıldan ve ulusal çıkarlardan uzak bir şekilde salt taşeron olma mantığıyla müdahil olan iktidar, izlediği yanlış dış politika ile Türkiye’yi çatışma ortamına sürüklemiş, IŞİD terör örgütünün hedefi haline getirmiştir.

AKP iktidarının, çok uluslu terör örgütlerine sınır kapılarını açması, onlara her türlü desteği vermesi, etnik ve mezhepsel ayrışma temelinde siyaset izlemesi, “çözüm süreci” adı altında kamuoyunu oyalayarak terörle mücadele etmek yerine terörün varlığından siyasi rant elde etmek istemesi, bugün ülkemizde insanların katledilmesine yol açmaktadır.

Çözüm süreci adı altında tüketilen zaman göstermiştir ki, terör örgütü PKK bölgeye hâkim olacak bir örgütlenmeye gitmiş ve silahlar ülkenin içinde stratejik bölgelerine stoklanmıştır. Bir başka deyişle çözüm süreci hiçbir şeyi çözmemiş ve yalnızca terör örgütü PKK’nın güçlenmesine neden olmuştur. Bugün yaşananlardan Oslo’da terör örgütüyle masaya oturarak “ülkenin her yerine bombalar sevk ettiğinizi biliyoruz” diyen hükümet yetkilileri birinci derecede sorumludur.

Ülkenin başkentinde gerçekleştirilen bu saldırı ülkedeki güvenlik ve istihbarat zaafını maalesef bir kez daha ortaya koymuştur. Patlamanın nedeni hakkında henüz tam bir açıklama yapılmazken, siyasi iktidar her zaman olduğu gibi jet hızıyla yayın yasağı getirerek halkın bilgi edinme hakkını ihlal etmektedir. Bu sürecin tek bir sorumlusu vardır, o da AKP iktidarıdır. Türkiye AKP iktidarından kurtulmadıkça huzura eremeyecektir. İktidarda olduğu müddetçe el attığı her konuyu ve sistemi eskisinden çok daha kötü bir hale sokan, kaos yaratan politikalar izlemekte ısrarını sürdüren AKP iktidarı bir an önce istifa etmelidir.

Eğitim-İş olarak, nereden ve kimden gelirse gelsin terör bir insanlık suçudur diyor, emperyalizmin güdümündeki terör örgütlerinin her türlü insanlık dışı yol ve yöntemleri deneyerek gerçekleştirdikleri bu katliamı bir kez daha kınıyor ve lanetliyoruz. Tüm ulusumuza başsağlığı, yaralılarımıza da acil şifalar diliyoruz.

EĞİTİM İŞ MERKEZ YÖNETİM KURULU

Facebookmail

ŞUBE AÇILIŞ DAVETİ

Sendikamızın ilk Yükseköğretim Şubesi olma özelliği taşıyan Şubemizi,  Genel Başkanımız Sayın Veli DEMİR ve Konfederasyon Başkanımız Sayın Hasan KÜTÜK’ün katılımları ile 16 Nisan 2016 Cumartesi Saat 14.00’de Kokteyl ile açıyoruz.

Üyelerimizi, yolu Cumhuriyet’ten ve Atatürk’ten geçen tüm dost ve arkadaşlarımızı bu onuru paylaşmaya çağırıyoruz.

Şube Yönetim Kurulu

Adres:504 sokak No:34/A Şirinyer İZMİR

(Şirinyer Pazaryeri Futbol Sahası Karşısı)

 

Facebookmail

EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ KUTLU OLSUN

KADINLAR BAŞTACIMIZDIR

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü ile ilgili Birleşik Kamu İş İzmir il Temsilciliği’inin düzenlediği  Kıbrıs Şehitleri girişinde ‘Gülümsetin Bizi’ Resim Sergisi saat 13.00′ de açılacaktır.

Saat 17.30 da ise Sevinç Pastanesi önünde Basın Açıklaması yapılacaktır.
.
Katılımınızı bekliyoruz.

8 MART EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ KUTLU OLSUN

8 Mart 1857 yılında New York’ta tekstil sektöründe çalışan yüzlerce kadın düşük ücretlerine, uzun çalışma saatlerine ve insanlık dışı çalışma koşullarını protesto etmek için greve gitti. Greve müdahale edilmesi sonucu 129 kadın işçi yanarak öldü. 1910 yılında 2. Enternasyonal Kadın Konferansı’nda, 17 Mart 1970 yılında ise Birleşmiş Milletler tarafından 8 Mart “Dünya Emekçi Kadınlar Günü” olarak ilan edilmiştir.

Ancak aradan geçen 159 yıla rağmen Türkiye’de 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü bir kez daha ayrımcılık ve şiddete karşı eşitlik mücadelesindeki kadınların seslerini duyurma çabalarının gölgesinde kalmaktadır.

Ülkemizde, kadına yönelik şiddet, kadın emeği sömürüsü, kadın bedeni sömürüsü, kadın yoksulluğu, kadın işsizliği, çocuk gelinler ve okula gönderilmeyen kız çocukları, tacizciyi, tecavüzcüyü, saldırganı koruyup kollayan hukuk sistemi, genel anlamda da AKP iktidarının kadını yok sayan gerici politikaları kadının özgürleşmesi önünde en büyük engeller olarak durmaktadır.  Kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetleri her geçen gün artarak yükselmektedir.

Erkek egemen toplumun kadınlara yönelik fiziki ve psikolojik şiddeti; işyerlerinde, evlerde, sokaklarda, yaşamın her alanında, artarak devam etmektedir Türkiye Cumhuriyeti Anayasası “kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığının tanımlandığı” 17. maddesi ile herkesin yaşam hakkını garanti altına almayı ve kimsenin “insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamayacağını” taahhüt eder. Kadına yönelik şiddet bu anayasal hakkın ihlali anlamına gelmekte ve bu ihlalin önlenmesi için devlete önemli sorumluluklar düşmektedir.

Kadına yönelik şiddetle mücadele, Türkiye’nin imzalamış olduğu uluslar arası sözleşmeler ve Birleşmiş Milletler kararlarıyla da devletin öncelikli sorumluluklarından birisi olarak tanımlanmıştır.

Ancak kadın cinayetleri katliam boyutuna ulaşmışken, devlet çıkardığı onca yasaya rağmen kadınların can güvenliğini sağlamada yetersiz kalmaktadır.kadincinayetleri.org sitesinin araştırmasına göre, Türkiye’de 2010-2015 yılları arasını kapsayan dönemde en az 1134 kadın öldürüldü. 5 yılda öldürülen kadınlardan; 608’inin faili kocası veya eski kocası, 161’inin faili erkek arkadaşı veya eski erkek arkadaşı, 213’ünün faili ailedeki erkekler (babası, oğlu, erkek kardeşi, damadı, kayınpederi) veya akrabası oldu.

Tablo bu kadar ağırken erkek katiller ve tecavüzcülerin kravat taktıkları için “iyi hal indirimleri” aldıklarına, “tahrik indirimi”nden yararlanarak cezasız kaldıklarına, tecavüz davalarında ise kadınların “rıza”larının arandığına tanık olmaktayız. AKP hükümeti ise, cinsiyet ayrımcı politikalar, yasalar ve uygulamaları hayata geçirmekte, kadınların ekonomik özgürlüğünü hiçe sayarak, “en az 3 çocuk” söylemiyle kadınları eve hapsetmekte ve erken yaşta evliliğe teşvik etmektedir. Kadınların fıtrat gereği erkeklerle eşit olamayacağı, börek yapamayan kadının ailesinin dağılmaya mahkum olacağı yönündeki söylemler kadını yok sayan zihniyetin dışa vurumudur.

Erkek şiddetinin giderek artmasında, AKP iktidarının din ve ahlak adına sıkça kullandığı cinsiyetçi, sözde muhafazakâr söylemlerle kadını değersizleştirmesi, namus ve ahlak anlayışını salt kadına indirgemesi önemli etken olmuştur.

Anayasa’nın 10. maddesi “Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür” demektedir. Siyasi iktidarın görevi şiddet dilini ve öç almayı yaygınlaştırmak değil, toplumdaki bireylerin eşit ve özgür olarak hayatlarını korumaktır.

Dünya Ekonomik Forumu’nun (DEF) Küresel Toplumsal Cinsiyet Uçurumu Raporu’na göre Türkiye, siyasal katılım, ekonomik eşitlik, eğitim ve sağlık hakkı gibi farklı alanlarda kadın erkek eşitliğinde 142 ülke arasında 130. sırada yer almaktadır.  Yani ülkemiz, kadın erkek eşitliğinin kesinlikle olmadığı ülkeler arasında yer almaktadır. Rapora göre, Türkiye’de bir kadının kazandığı 1 dolara karşılık, aynı işi yapan bir erkek 2,56 dolar kazanmaktadır.

Yine kadını yok sayan siyasi iktidarın, liberal emek düşmanı politikaları sonucu, birçok kadın ailesinin zorunlu ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla günübirlik tarım işçisi ve temizlik işçisi olarak güvencesiz çalışmak zorunda kalmaktadır. TÜİK’in verilerine göre, erkeklerin istihdam oranı yüzde 69.5 iken kadınların istihdam oranı yüzde 30.5’lerdedir. Çalışan kadınların ise yüzde 51’e yakını kayıt dışı, sigortasız çalışmaktadır.

Kadınların siyasetteki yeri de istenilen düzeyde değildir. Atatürk’ün 82 yıl önce seçme ve seçilme hakkına kavuşturduğu kadınlarımız, TBMM’de yüzde 15 oranında temsil edilebiliyor.

Biz, inanıyoruz ki kadın özgürleşmeden toplum özgürleşemez! Barış, demokrasi, eşitlik ve özgürlük gibi insani değerlerin yok sayıldığı bir dünyada kadınlara yer olmadığının farkındayız ve bu nedenle şiddetsiz ve sömürüsüz bir dünya için mücadeleyi sürdüreceğiz!

Kadınlar yaşama karşı gösterdikleri isyan ve inatla, toplumu hayata bağlayan kararlılığı armağan ediyorlar. Yeryüzüne barışı, çağdaşlığı, inceliği ve sayısız güzelliği kadınların getireceğine inanarak 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü kutluyoruz.

EĞİTİM İŞ  MERKEZ YÖNETİM KURULU

Facebookmail

EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ

Emekçi Kadınlar Günü Etkinliğinde Kahvaltı ve söyleşi yaptık.70 üyemizin aileleri ile birlikte katıldığı kahvaltıdan sonra Şube sekreterimiz Zübeyde Serbest ”Cumhuriyetimizin Kadınlarımıza Kazanımları” konulu, Şube Hukuk Sekreterimiz Yard. Doç Dr. Münevver Aktaş ise ”Kadının Toplumda, Siyasette, Yönetimde Yeri” konulu konuşmalarını dinledik.

Facebookmail