HAK VERİLMEZ ALINIR.

Erk sahiplerinin yetkilerini kısıtlama ve halka hak ve özgürlükler kazandırma anlamında ilk önemli adım sayılan MagnaCarta’dan bu güne verilen mücadelenin özü en güzel ‘’hak verilmez alınır’’ tümcesinde karşılık bulur. Sendikal mücadele tarihi de bu yolda atılan adımların, ödenen bedellerin ve kazanımların tarihidir. Bugün üniversitelerde görev yapmakta olan idari ve teknik işgörenlerin kariyer basamaklarını yasalarla belirlenen haklara uygun olarak tırmanabilmelerini sağlamaları yönünde önemli hukuksal kazanımların mutluluğunu ve gururunu sizlerle paylaşmak istiyoruz. Şöyle ki; kalıcı şekilde boşalan memurluk, şeflik, müdürlük ve teknik kadrolar için görevde yükselme ve unvan değişikliği sınavı açılması yasa gereği olmakla birlikte birçok üniversitede bu yasal zorunluluk yerine getirilmez. Bu boş kadrolarda çoğu zaman vekalet müessesi istismar edilerek atama ya da görevlendirme yetkilisine bir nedenle yakın olan kişiler görevlendirilir. Bu durumun bu kadar yaygın uygulanmasının kökeninde görevlendirilenlerin vekalet ücreti adı altında yapılan ödemelerden yararlanmaları gibi maddi boyutu bulunmakta iken görevlendirenler bakımından dilediğinde görevden alabilme yetkisinin olması yanı sıra dilediğini itirazla karşılaşmaksızın yaptırabilmek bulunmaktadır. Ancak, Ege Üniversitesi’nde görev yapan ve Şubemiz ile dayanışma içinde olan üyemiz Haydar Demoğlu bu duruma son vermek noktasında önemli bir kazanım elde etmiştir.Ege Üniversitesi Bergama Meslek Yüksekokulu Sekreteri olarak görev yapmakta iken ailevi ve sağlık nedenleri ile Bornova Merkez yerleşkeye sekreter ya da alt görev olmak üzere şube müdürü olarak atanması yönündeki taleplerinin kabul edilmemesi üzerine açtığı davada Danıştay kalıcı şekilde boşalan kadrolar için makul bir sürede(ki bu makul olma durumu sınava hazırlık için gereken süredir.) sınav açılması gereğini hükme bağlamıştır. Bu hükme rağmen Ege Üniversitesi Rektörlüğü 9 şube müdürlüğü kadrosu boş olmasına rağmen 4 şube müdürlüğü kadrosu için sınav açmıştır. Bu nedenle ‘’İdari Yargı Kararlarını Uygulamama’’ suçu işlemiştir. Bu süreçte gerek sendikamız gerekse Haydar Demoğlu Ege Üniversitesi Rektörlüğünü görevde yükselme sınavını bertaraf etme kastı ile ve bir kamu görevlisinin yararına, diğer kamu görevlilerinin zararına danışıklı işlem yapmaması aksi halde o işlemler hakkında da yasal yollara başvurulacağı yönünde uyarmıştır. Ancak, bu yönde çeşitli medya organlarında haberler çıkması üzerine yaptığımız bilgi edinme başvurularımıza yanıt vermekten kaçınılmıştır. Bu durumda Ege Üniversitesi Rektörlüğü üst yönetimi ve soruşturmada suça karıştıkları belirlenecek kamu görevlileri haklarında yargı kararlarını uygulamamak ve kanuna karşı hileli işlem yapmak suçlamaları ile suç duyurusunda bulunmak hakkı doğmuş olup, bu hak bugün itibarı ile kullanılmış ve İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 2019/125422 sayılı esasına kayıtlı olarak soruşturma başlatılmıştır.

Buradan bilinmesini isteriz ki; Haydar Demoğluile birlikte yürütülen bu kolektif çalışmada dileğimiz tüm kamu görevlilerinin kariyerlerinin ve liyakatlerinin bir gereği olarak açılması gereken sınavlarda dürüstçe yarışabilmeleri ve hak ettikleri kadrolara yasal yollardan erişebilmeleridir. Sendikamızın da Haydar Demoğlu’nun da düşüncesi istisnalardan ve kayırmalardan yararlanmak değil aksine herkesin bu hakka sahip olmasıdır. Bu hak artık Danıştay tarafından da onanmış yargı kararları ile mevcuttur ve hak verilmez alınır sözünün bir somut örneğidir. Ülkemizin her yerinde yükseköğretim işgörenleri bu kararı dayanak göstererek kalıcı şekilde boşalmış görevde yükselme ve unvan değişikliği sınavına tabi kadrolar için derhal sınav açılmasını isteyebilirler ve gereğinin yapılamaması halinde yargıya başvurabilirler. Sendikamız bu yönde girişimde bulunmak isteyen tüm yükseköğretim işgörenlerine hukuki yardımda bulunmayı bir ödev olarak kabul etmekte ve desteklemektedir. Yine yükseköğretim işgörenlerinin yukarıda değindiğimiz üzere hülle yolu ile yapılan atamalara karşı da hukuk mücadelelerinde yalnız olmadığını, hak arayışlarında Eğitim İş’in yanlarında olduğunu bilmelerini isteriz.

Facebookmail

Dr. Öğretim Üyesi Oktay GÖKDEMİR Hocamızın Yanındayız.

Dokuz Eylül Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünde görev yapmakta olan üyemiz Dr.Öğr.Üyesi Oktay Gökdemir, bu sabah maaşını almak üzere banka hesabını kontrol ettiğinde hesabında kısmi bir ödeme bulunduğunu görmesi üzerine bağlı olduğu Fakülteyi aradığında ‘’Hocam, görev süreniz uzatılmadığından kısmi ödeme yapılmıştır.’’ yanıtını almıştır. Rahatsızlığı nedeni ile evinde dinlenmekte olan değerli hocamız şaşkınlık ve üzüntü içerisinde bizlere ulaşmıştır. Sendika yönetimi olarak Dokuz Eylül Üniversitesi üst yönetimi ile yaptığımız görüşmelerden ayrıntı elde edilememiş ve bunun üzerine fakülteye gidilerek konuya ilişkin yazılı metin teslim alınmıştır. Yazıda herhangi bir gerekçe gösterilmeksizin, “Görev sürenizin sona erdiği 20/11/2019 tarihinden itibaren yeniden atamanızın Rektörlük makamınca uygun görülmediği” şeklinde bir açıklama yapılmıştır.
Tarih alanında 33 yıllık bir deneyime ve birikime sahip bir öğretim üyesinin böylesi bir muameleyi hak etmediğini düşünüyoruz. Öyle ki, Dr.Öğr.Üyesi Oktay Gökdemir başarılı bir akademisyen ve tarihçi olmak yanında siyasi analiz ve saptamalarıyla siyaset sahnesinde de aktif olarak yer alan muhalif çıkışlarıyla da dikkat çeken bir kişiliktir. Ancak yukarıda da değindiğimiz üzere burada kişiden çok yapılan eylem önemlidir. Görev süresinin sona erdiği ve atamasının uygun görülmediği yönündeki yazıda da herhangi bir gerekçe belirtilmemiş olmasına dikkat çekmek isteriz. Kamusal işlemlerde; özellikle bu tür süre uzatımlarında süre uzatılmışsa bir gerekçe aranmaz iken, süre uzatılmaması mutlak bir gerekçeye bağlanmaktadır. Böyle bir gerekçenin yokluğu ancak idarenin keyfi kararlar aldığına işaret etmektedir.
Dr.Öğr.Üyesi Oktay GÖKDEMİR son iki yıllık süreçte çeşitli soruşturmalarla, ders verilmemesi, lisansüstü ve lisans seçmeli derslerinin açılmaması ve talep ettiği halde bilim jürilerine alınmaması gibi yıldırıya varan uygulamalara maruz kalmış ve son olarak görev süresi uzatılmamıştır. Atatürk ilkelerini, Cumhuriyetin kurucu değerlerini, laik, bilimsel, çağdaş ve demokratik üniversiteyi savunan ve bu doğrultuda bedel ödemekten çekinmeden zaman zaman eylemler yapan üyemiz Dr.Öğr.Üyesi Oktay GÖKDEMİR’in maruz kaldığı bu uygulamayı hak etmediğini biliyoruz. Eğitim İş Sendikası Yükseköğretim Şubesi olarak Dr.Öğr.Üyesi Oktay GÖKDEMİR’in hak arayışında yanında yer alacağımızın bilinmesini istiyoruz.
Eğitim İş İzmir 4 No’lu Yükseköğretim Şubesi

Facebookmail

CUMHURİYETİMİZİ DOĞA YÜRÜYÜŞÜ İLE KUTLAMAYA GİDİYORUZ

Cumhuriyet Bayramı etkinlikleri kapsamında doğa yürüyüşü düzenledik.
27 Ekim Pazar günü Balçova termal otel manastır parkurunu yürüyeceğiz.
09.00 Şirinyerden şubeden hareket edeceğiz.
10.00 Balçova termal otel yürüyüş başlangıcı
Öğlen sucuk ekmek ikramı olacaktır.
24 Ekim tarihine kadar İsmail Gökçen 0543 7955365 katilim için sayı bildirilmesi gerekmektedir.
Tüm Cumhuriyet sevdalılarını Türk bayrakları ile yürüyüşe bekliyoruz.
Eğitim iş İzmir 4 nolu Yükseköğretim şubesi

Facebookmail

“2020’YE GİRERKEN YÜKSEKÖĞRETİM’’ ÇALIŞTAYI

‘’2020’YE GİRERKEN YÜKSEKÖĞRETİM’’ ÇALIŞTAY DUYURUSU

Eğitim ve Bilim İşgörenleri Sendikası (Eğitim-İş) tarafından Genel Kurul kararıyla “Eğitim Şurası” düzenlenmesi planlanmıştır. Eğitim Şurası hazırlıkları bağlamında Şura Şube Komisyonları kurulması öngörülmüş, Yükseköğretim Şubesi olarak Eğitim İş 4 Nolu Şube de komisyon kurarak çalışmalarına başlamıştır. Ankara’da yapılması planlanan “Devrimci Eğitim Şurası”nda, yükseköğretim alanındaki sorunları tartışmak ve çözüm önerileri geliştirmek amacıyla, Yüksek Öğretim Şubesi olarak “2020’ye GİRERKEN YÜKSEKÖĞRETİM” temalı bir Çalıştay yapılması kararlaştırılmıştır. Aralık 2019’da yapılması düşünülen Çalıştayda açılış oturumu ile Yükseköğretim alanındaki konularda hazırlanmış bildirilerin sunumu-paylaşımı yapılacak ve ardından katılımcılarla birlikte alt tema çalışmaları gerçekleştirilerek bir sonuç bildirgesi hazırlanacaktır.
Sizleri “2020’YE GİRERKEN YÜKSEKÖĞRETİM” başlıklı Çalıştay’da bildiri sunarak katılım göstermeye davet ediyoruz. Bildirilerde, Yükseköğretim ana teması doğrultusunda belirlenecek olan alt başlıklar sınırlayıcı olmayacağı gibi, Yükseköğretimi ilgilendiren ve aşağıda başlıkları verilen her türlü konuyu içerebilecektir.
Çalıştayda bildiri sunmak isteyenler için son başvuru tarihi 15 Kasım 2019’dur.
Belirtilen formatta hazırlayacağınız bildirilerinizi iletisim@egitimisizmir4.org.tr adresine gönderebilirsiniz.
Bildirilerde başlık ve yazar adları Times New Roman 14, sayfada ortalanmış, metin Times New Roman 12 ve 1,5 satır aralığında, sayfa sayısı en fazla 20 olmalıdır.
KONU BAŞLIKLARI
Yükseköğretime giriş nasıldır? Nasıl olmalıdır?
Yükseköğretimde yönetim, yönetişim, katılım
Üniversite özerkliğinden ne anlamalıyız?
Üniversiteler bilgi mi üretir? Meslek mi öğretir?
Bolonya süreci ve Türk Yükseköğretimi
Kültür ve sanat yönü ile yükseköğretim
Yükseköğretimin toplumla ilişkileri
Üniversite Sanayi İşbirliğinden ne anlamalıyız?
Sosyal Bilimler ve Yükseköğretim
Meslekli ve Teknik Eğitim ve Yükseköğretim
Yükseköğretimin piyasalaşması
Yükseköğretimde öğrencilerin sorunları
Yükseköğretimde akademik personelin sorunları,
Yükseköğretimde partizanlık, kayırmacılık, nepotizm sorunları
Öğretim elemanı yetiştirme ve kadro sorunları, atama ve yükseltme kriterleri
Yükseköğretimde idari ve teknik personelin sorunları
Üniversitelerde çeşitli personel statüleri, çalışma koşulları ve sorunları
Eğitim Fakülteleri ve atanamayan öğretmenler sorunu
Tıp Fakülteleri ve Hastaneleri
Yükseköğretim ve Yabancı Dil
Nasıl bir Yükseköğretim, nasıl bir üniversite?
Yükseköğretim teknoloji ilişkisi
Yükseköğretimde bilgiye erişim olanakları
Yükseköğretimde kontenjanlar, mezunlar ve işsizlik
Akademisyenlerde sendikal örgütlenme
Bilimsel Araştırma Destekleri Yeterli mi? Sosyal bilimler destekleri neden yetersiz?
Beyin göçü ve yükseköğretim

Facebookmail

BERGAMA ANTİK KENTİ GEZİSİNE GİDİYORUZ

BERGAMA ANTİK KENTİ, ASKLEPİON, KALE VE KOZAK YAYLASI GEZİSİ
5 EKİM CUMARTESİ 08,00
ŞİRİNYERDEN ŞUBEMİZ ÖNÜNDEN SERVİSİMİZ
HAREKET EDECEKTİR.
ULAŞIM ŞUBEMİZ TARAFINDAN KARŞILANACAKTIR.
MÜZE KARTLARINIZI ALMAYI UNUTMAYINIZ.
HARUN HEZER(05334810906)/
HÜLYA ÖZ(05327905238) 1 EKİM TARİHİNE KADAR REZERVASYON YAPTIRABİLİRSİNİZ.
EĞİTİM İŞ İZMİR 4 NOLU YÜKSEKÖĞRETİM ŞUBESİ

Facebookmail

Ege Üniversitesi Sticker Ücretinin İptali İçin Dava Açtık

Ege Üniversitesi yerleşke girişinde personel araçlarından alınan Sticker ücretinin iptali için mahkemeye başvurduk.
Ege Üniversitesi Rektörlüğü, 24.06.2019 tarihinde, “https://ege.edu.tr/h-5303/sticker_duyurusu_.html” internet adresinde yaptığı “STİCKER DUYURUSU” başlıklı işlem ile; “Üniversitemizde huzur ve güveni artırmaya yönelik çalışmalar kapsamında Merkez Kampüs girişinde RFID (Elektronik Uzaktan Okuma) Sistemi kurulmuştur. Girişlerde sıkıntı yaşanmaması adına Sticker alınması için 35-TL Sticker Ücreti’nin Halkbank Bornova Şubesi TR270001200971400044000004 IBAN numaralı EÜ Strateji Geliştirme Daire Başkanlığı hesabına yatırılması ve makbuzla birlikte EÜ Koruma ve Güvenlik Şube Müdürlüğü’ne başvurulması önem arz etmektedir.” duyurusunda bulunmuştur
Her ne kadar “üniversitedeki huzur ve güveni arttırmak” gerekçesi ileri sürülmüş olsa da bu husus gerçeği yansıtmamaktadır. Şöyle ki; kampüs girişinde daha önce kullanılan giriş sistemi (bedelsiz olarak bariyerlerden kart ile giriş yapılması) zaten mevcut işlevi görmektedir. Öte yandan personellerin kullandıkları araçların hemen hepsinde mevcut otoban gişelerinde kullanılan HGS etiketlerinin, sisteme tanıtması sağlanarak sistem aktif hale getirilebilmektedir. Üniversite için özel bir etiket zorunlu tutulsa dahi, otobanlarda kullanılan HGS etiketleri için kurum ve kuruluşlarda yalnızca 7,5 TL ödenmektedir.
Ege Üniversitesi’ne 02.07.2019 tarihinde yaptığımız başvuru ile; sisteme önceden tanımlanmış plakalı araçlarla kampüse yapılan girişin herhangi bir güvenlik tehdidi oluşturmadığı, çoğu üniversitede söz konusu uygulamanın devam ettiği, bu nedenle uzaktan okuma sisteminin mevcut uygulamadan farkının somut şekilde ortaya konulması gerektiği; güvenlik gerekçesiyle böyle bir sistemin uygulanması gerektiği düşünüldüğü takdirde bu işlem için talep edilen 35,00-TL tutarındaki ücretin hangi kalemlerden oluştuğu ve hangi kriterlere dayanılarak talep edildiği; bu şekilde bir giriş ücretinin personel dışında kimlerden ve ne tutarda talep edildiği; vergi yükümlülüğünü yerine getiren kamu görevlilerinin huzur ve güveni sağlamaya yönelik işlemlerin kamu kaynakları kullanılarak sağlanması gerektiği gibi hususlar belirtilerek işbu işlemin hukuki belirliliğinin sağlanması ve hukuka aykırılığı açık olan ücret talebinin kaldırılması talep ettik.
Ege Üniversitesi rektörlüğü tarafından yasal süreler içinde talebimiz yerine getirilmediği gibi cevap da verilmemiştir.
Sticker uygulamasının iptal edilmesi için mahkemeye başvurduk.İzmir 4. İdare mahkemesinde görülecek dava sonucunda Hukukun doğru karar vereceğini Tüm Ege Üniversitesi personeli lehine karar vereceğini umuyor ve diliyoruz.
Mücadele Edenler Her Zaman Kazanamazlar
Ancak Kazananlar Her Zaman Mücadele Edenlerdir.
Eğitim İş İzmir 4 No’lu Yükseköğretim Şubesi

Facebookmail

AFYONKARAHİSAR’ DA DÜZENLENEN ZAFER YÜRÜYÜŞÜNE KATILDIK

Zafer yürüyüşü, 25 Ağustos’u 26 Ağustos’a bağlayan gece Atatürk’ün Şuhut’tan Kocatepe’ye yaptığı yürüyüştür.
Mustafa Kemal, çok sıkı takipte olduğu dönemde 25 Ağustos 1922 tarihinde Akşehir’de bir futbol maçı organize edilmesini ister. Maçın ilk yarısını izledikten sonra, maç arasında Şuhut’a geçer. Şuhut’ta konakladıktan sonra, gece 12.30’da at ile Çakırözü Köyü’ne geçer ve buradan Kocatepe’ ye yola çıkar. Kocatepe’ ye ulaştığında askerlerin hazır olduğunu görünce saat 05:30’da “Ordular ilk hedefiniz Akdeniz ! İleri !” diyerek büyük taarruzu başlatır.
23-26 Ağustos tarihleri arasında Afyon Kocatepe Üniversitesi’ nin düzenlediği ve ilki 2005 yılında yapılan etkinlikler çerçevesinde, Kocatepe Zafer Yürüyüşü olarak adlandırılan Şuhut ilçesinden Kocatepe’ ye büyük zafer yürüyüşü yapılmaktadır.
Bizler de Kahraman şehitlerimizi ve ulu önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ü anmak için Afyonda yapılan yürüyüşe katıldık.
Eğitim iş İzmir 4 nolu Yükseköğretim şubesi

 

Facebookmail

KAMU EMEKÇİLERİNE VERİLEN YÜZDELİK ZAMLARI ÇALIŞMA BAKANLIĞI ÖNÜNDE PROTESTO ETTİK

Konfederasyonumuz Birleşik Kamu-İş’le birlikte, hükümetin kamu emekçilerine ve emeklilerine teklif ettiği zam oranlarını protesto ettik.

Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın önünde bir araya gelen Konfederasyonumuz Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu, bağlı sendikalarımızla birlikte “Yüzdelik Dilimlerle Ücretli Kölelik Değil, Ekonomik Büyümeden Pay İstiyoruz !” pankartı açarak, sık sık “Sadaka Değil, Toplu Sözleşme”, “Bağımsız Sendika Özgür Toplu Sözleşme”, “AKP Güdümlü Sendikaya Hayır”, “AKP’ye Kul, Sermayeye Köle Olmayacağız”, “Toplu Sözleşme Hakkımız Grev Silahımız” sloganları attılar.

Basın açıklamasına Genel Başkanımız Orhan Yıldırım, Genel Sekreterimiz Ebru Sungar, Genel Mali Sekreterimiz Hüseyin Kara, Genel Örgütlenme Sekreterimiz Bilal Şener, Genel Özlük Hukuk ve TİS Sekreterimiz Maksut Balmuk, Genel Eğitim Sekreterimiz Suat Özkolay, Genel Basın Yayın ve Uluslararası İlişkiler Sekreterimiz Şükrü Balun, Konfederasyonumuz Birleşik Kamu-İş Genel Başkanı Mehmet Balık ve Yönetim Kurulu Üyeleri, önceki dönem Genel Başkanlarımızdan Veli Demir, çok sayıda şube başkanımız, bağlı sendikaların Merkez Yönetim Kurulu Üyeleri katıldı.

KAMU EMEKÇİLERİNE KÖLELİK KOŞULLARI DAYATILDI!

Konfederasyonumuz Birleşik Kamu-İş Genel Başkanı Mehmet Balık, kamuoyuna şu açıklamayı yaptı:

“Yandaş konfederasyona ve AKP iktidarına sesleniyoruz…

Sözde Toplu Sözleşme görüşmeleri; ekonomik krize, enflasyona, büyüme rakamlarına ve gerçekçi ülke koşullarına göre belirlenmediği ortadadır.

Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu olarak; kamu emekçilerine ve emeklilerine 2020’de yüzde 3,5+3, 2021’de ise yüzde 3+2,5 ve enflasyon farkı teklif edilmesini şiddetle reddediyoruz.

Yaşam şartlarının ağırlaştığı, işsizlik ve pahalılık koşullarının mutfakları kavurduğu ülkemizde, doğal gaza, elektriğe, benzine, gıda maddelerine, ulaşıma vs. fahiş oranlarda zam yapılırken, Türk Lirası Dolar ve Euro karşısında erirken, yurttaşların alım gücü günden güne azalırken AKP hükümeti,  kamu emekçilerine reva gördüğü bu zam oranlarıyla alay etmektir. Daha da kötüsü kamu emekçilerinin payına ekonomik olarak fazladan günlük yine 1 simit ve 1 çay parası hesabı layık görüldü.

Memur-Sen Konfederasyonu Genel Başkanı, asla kamu emekçilerinin temsilcisi olamaz!

Sözde Toplu Sözleşme sürecinde resmi olarak imza yetkisine sahip tek konfederasyon olan Memur-Sen’in ne kamu emekçilerinin önceki sözleşmelerden gelen kayıplarını ne de krizin yüküne karşı emekçileri koruyacak bir maaş zammı ve sosyal haklar talebini umursamadığını buçuklu rakam kazığı göstermektedir.

AKP’nin memur sendikası Memur-Sen, kamu emekçilerine kendi tekliflerinin yarısını dahi etmeyen zam teklifini kabul edecektir. Ancak her dönemde olduğu gibi bu dönemde de “kazanımlar sağladık” aldatmacası ile emekçilerin gözlerini boyamak için ya buçuklu rakamları revize edecek ya da “satış sözleşmesi”ni imzalayacaktır.

Sendikal bürokrasinin ve yandaş konfederasyonların,  rakam kazığı yokmuş gibi davranılamaz.

 

Türk-İş ve Memur-Sen’in tavırları emekçilerden yana olmadı.  Biliyoruz ki biri satışı göstermesi açısından diğeri yandaşlığı sergilemesi açısından üstüne düşeni fazlasıyla yapmaktadır! Ağustos ayında yaşadığımız kamuda iki büyük sözde toplu pazarlık “satış sözleşmesine” dönüşmüştür.

Hükümetin; kamu emekçilerine ve işçilerine, bir bütün olarak tüm yurttaşlara karşı bu kadar pervasız olmasının gücü bu iki konfederasyonun satış başarısıdır.

Yandaş konfederasyonlar kendi tekliflerinin bile arkasında duramamış, kamu emekçilerini ve işçilerini bir kez daha AKP’ye satmıştır. Grev hakkı olmadan oturulan sözde “Toplu İş Sözleşmesi” masası bu yıl orta oyunundan da öteye geçip, tam bir sirk çadırına dönüşmüştür.

Yandaş konfederasyon masadaki kirli pazarlığı örtmeye kapalı kapılar ardından yapılmak istenen satışı gizlemenin telaşına dahi düşmemiştir.

Yandaş konfederasyon ile AKP hükümeti kendi yazdığı tiyatro oyununu çok kötü oynamıştır. Adına “toplu iş sözleşme görüşmeleri” denilen,  hükümet ve yandaş konfederasyon arasında yapılacak olan “danışıklı görüşmelerden” kamu emekçileri adına herhangi bir kazanım çıkmasını zaten beklemiyorduk. Zira ortada ne gerçek bir toplu iş sözleşmesi görüşmesi ne de toplu pazarlık masası bulunmaktadır. Her şey bir orta oyunundan ibareti ve öylede sonuçlandı.

O masada kamu çalışanlarını temsil edecek olan yandaş konfederasyonun, göbekten bağımlı olduğu hükümete karşı, en ufak bir direnç gösteremeyeceğini tüm kamu emekçileri önceki Sözde Toplu Sözleşme süreçlerinden iyi bilmektedir.

Türkiye, zor bir ekonomik kriz döneminden geçiyor. Enflasyon yükseliyor, paramız değer kaybediyor, vatandaşın satın alma gücü eriyor, ekmeği her geçen gün küçülüyor.

Ülkedeki tüm çalışanların kemer sıkma politikasına kurban gittiği, işçinin ve kamu emekçisinin yaşam şartlarının zorlaştığı koşullar yaşanmaktadır.

Siyasal iktidarın bu ekonomik koşullarda kamu emekçilerine utanılacak bir zam verme teklifi ve cesareti yandaş konfederasyonun sessizliğinden ve göbek bağından kaynaklanmaktadır.

Hükümetin hiçbir zaman gerçekleşmeyen enflasyon hedefinin bile altında kalan bu önerinin tartışılacak bir yanı yoktur.

Ve diyoruz ki;

Ortaya çıkan bu durumdan AKP hükümeti ile emrindeki Memur-Sen sorumludur. Kamu emekçileri adına Sözde Toplu Sözleşme masasına oturan bu konfederasyon kendisini yetkili yapan AKP iktidarına teslim olmuştur.

AKP iktidarı ile yandaş konfederasyon arasında yapılan Sözde Toplu Sözleşmede tüm kamu emekçileri geçmişte olduğu gibi bugün de enflasyonun altında ezdirilmekle kalmadı, yüzdelik dilimlerle ücretli kölelik koşulları dayatıldı.

AKP hükümetinin ve yandaş konfederasyonun yüzdelik zam aldatmacasının ve Sözde Toplu Sözleşme görüşmelerinin sonlandırmasını; TİS’i ekonomik krize, enflasyona, büyüme rakamlarına ve gerçekçi ülke koşullarına göre belirlenmesini istiyoruz.

AKP hükümetinin övgülerini ve desteğini alarak sendikacılık yapanların buçukluk zamlarla kamu emekçilerini tekrar satması utançtır ve sendikal tarihe kara bir leke olarak geçmiştir.

Kamu emekçilerinin; 3600 ek gösterge talebine, vergi adaletsizliğine, zam talebine, kamu emekçilerinin ekonomik, mesleki, örgütsel ve sosyal haklarına çözüm getirilmelidir.

Kamu emekçilerinin 2002 yılından bu yana karşı kaşıya kaldığı kayıplar yüzdelik zamlara göre değil taban aylığına gerçekçi enflasyon oranında iyileştirme yapılarak düzenlenmesini istiyoruz.

Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu olarak; 2020-2021 yılları için açıklanan Sözde Toplu İş Sözleşme maaş zamlarıyla ilgili hükümlerini yeniden gözden geçirmeye ve zam oranlarının kamu çalışanlarının insanca yaşayacakları şekilde yeniden belirlemeye çağırıyoruz.”

Açıklamanın ardından oturma eylemi yapıldı.

Facebookmail
1 2 3 4 5 21